Ekonomi ve Siyaset

Yılların yanlışlarının, teslimiyetinin, yetersizliklerinin bir kenara bırakılması, milli bir çizgiye gelinmesi, Ankara merkezli politikalar üretilmesi ve en önemlisi bütün bunların kararlılıkla yürütülmesi bize sadece avantaj ve başarı kazandırmıyor, aynı zamanda saygınlığımızı, etkinliğimizi ve belirleyiciliğimizi son derece yükseltiyor. Fakat şöyle bir gerçek var ki; Türkiye’nin değişken gündeminde Ekonomi’nin yeri “terörle mücadeleden” sonra öncelikli olması gerekiyordu. Ekonomi konusunu önemsiyorum, çünkü siyasal gündem yoğunluğu nedeni ile ihmal edildiğini düşündüğüm Ekonomi kırılma noktasına gelirse ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Öte yandan millilik, duruma göre vaziyet almak olamaz. Kararlılık ve devamlılık gerektirir. Nitekim son dönemlerde bunu çok güzel ve isabetli uygulamalarını sahada gördük. Yıllarca terörle mücadelede, esnek davranılmaması, taviz verilmemesi ve bütün unsurlarıyla birlikte hedefe konulması gerektiğini anlamalıyız. Fakat tam tersi politikalarla mücadele yerine müzakere yoluna gidildi. Sonuç kelimenin tam anlamıyla felaket oldu. Sadece PKK terörü azmakla ve siyasi uzantıları meydan okumakla kalmadı, bu hazin durumu emsal alan diğer terör örgütleri de sıraya girdi. PYD’sinden DEAŞ’ına, aşırı sol örgütlerden mafya yapılanlarına ve FETÖ’süne kadar hepsi zıvanadan çıktı. Çok şükür ki, iktidar yanlıştan dönmesini bildi ve terörle mücadelede, dış politikada, içerideki hainlerin durdurulmasında, dışarıdaki yanlışların ve buna bağlı olarak kayıpların giderilmesinde olması gerekeni yapmaya başladı. Bizler ne yazık ki terörle mücadeleyi kararlılıkla sürdürürken ekonomiyi unuttuk. Ekonomik verileri takip etmedik. Dünya da olup biten verileri değerlendirmedik ve en önemlisi ülke olarak üretimi unuttuk.

YORUM EKLE