Türkiye’de ilahiyat alanının yeniden ihyasında önemli rol oynayan Okiç’in ilmî mirası, “Vefa Sohbetleri” kapsamında bir kez daha gündeme taşındı. Programda, Okiç’in yalnızca akademik yönüyle değil, yetiştirdiği öğrenciler ve bıraktığı derin izlerle de Türk ilim hayatına yön veren bir isim olduğu vurgulandı.
Açılış konuşmalarında, Okiç’in Türkiye’nin İslami ilimler açısından zayıf geçtiği bir dönemde adeta bir kutup yıldızı gibi yol gösterdiği ifade edildi. Yirmiyi aşkın dile hâkim olan Okiç’in, akademik üretkenliğinin yanı sıra binlerce öğrenci yetiştiren bir gönül insanı olduğu dile getirildi.
Gecenin ana konuşmacısı olan Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, hocasını “en yakın şahit” olarak anlattı. Sırma, Okiç’in yalnızca bir akademisyen değil, öğrencilerine baba şefkatiyle yaklaşan örnek bir şahsiyet olduğunu belirtti. “Dışarıda beyefendi, evinde derviş” sözleriyle Okiç’in karakterini özetleyen Sırma, onun hem modern hem de manevî yönü güçlü bir ilim insanı olduğunu vurguladı.
Programda Okiç’in hayatındaki zorluklara da değinildi. Türkiye’de uzun yıllar “haymatlos” yani vatansız statüsünde yaşamak zorunda kalan Okiç’in, Yugoslavya’ya dönüşünün yasaklanması ve Türk vatandaşlığını tercih etmemesi nedeniyle belirsiz bir hayat sürdüğü ifade edildi. Ankara İlahiyat Fakültesi’ndeki görevine sözleşmeye aykırı şekilde son verilmesi ve hakkında ortaya atılan asılsız ithamların onu derinden etkilediği, ancak öğrencileri ve dostlarının desteğiyle ayakta kaldığı anlatıldı.
Okiç’in eğitim anlayışına da değinilen programda, ders anlatımındaki özgün üslubu ve disiplinli yaklaşımı ön plana çıkarıldı. Öğrencilerin dikkatini canlı tutan anlatımı ve kitaplara gösterdiği titizliğin bir ekol haline geldiği belirtildi. “Nereden aldıysan oraya şamdan şaşmadan koyacaksın” sözü, onun ilmî disiplininin simgesi olarak hatırlandı.
Bugün Türkiye’de birçok ilahiyat fakültesinde görev yapan akademisyenlerin ve bazı Diyanet İşleri Başkanlarının Okiç ekolünden yetiştiği özellikle vurgulandı.
Programda ayrıca Okiç’in vefat süreci ve son vasiyeti de hatırlatıldı. 9 Mart 1977’de Erzurum’da hayatını kaybeden Okiç’in cenazesi, Yugoslavya makamlarından güçlükle alınan izinle Saraybosna’ya götürülerek defnedildi. Yıllar sonra öğrencileriyle birlikte kabrinin başında düzenlenen anma programlarının, onun ilmî mirasının yaşatıldığının bir göstergesi olduğu ifade edildi.
Programın sonunda katılımcılara, Okiç’in kaleme aldığı ve UKİD tarafından yayımlanan eserler ile Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma’nın kitapları hediye edildi. Ümraniye Belediyesi Kültür Müdürlüğü yetkililerinin Sırma’ya çiçek takdim etmesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle program sona erdi.



